Işık; "Servet ve İhtişam Allah Yolunda Kullanıldığında Güzeldir"

Sertarikzade Kültür ve Sanat Merkezi'nde Prof. Dr. Emin Işık, tasavvuf iklimini Eyüplülerle buluşturuyor.

İçinde bulunduğumuz üç aylar ve Ramazan ayının yaklaşması ile Ramazan kültürü hakkında konuşma yapan Emin Işık Osmanlı'da oruç, sahur ve iftar saatlerinden örnekler verdi. Ramazan'da Osmanlı tebasında yaşayan toplumların konaklarda ve sokaklarda ramazanı nasıl ihya ettiğini anlattı.

Üç aylarda başlayan hazırlıklar sonrasında Ramazan ayının yaklaşmasıyla evlerde ramazana has temizliklerin yapıldığını belirten Emin Işık, "Kandiller ramazanın habercisiydi. Konaklar sadece ramazanda değil bütün bir yıl boyunca sosyoekonomik bir rol oynardı. Ama ramazanda çok özel hizmetler yapardı.O zamanlarda eşyaların yerlerinde değişiklik yapılması, mutfak malzemelerinin tazelenmesi, oturma salonlarındaki mekanların duruma göre büyültülüp küçültülmesi ve eksikliklerin tamamlanması önemli bir gelenekti. Servet ve ihtişam Allah yolunda kullanıldığı zaman güzel oluyor. Hayır için değil de nefis uğrunda kullanılırsa da başa bela oluyor" dedi.

Işık konuşmasını şöyle sürdürdü: "Konaklarda ramazan kış ayına denk geliyorsa sebze yemekleri, yaz ayına geliyorsa hafif yemekler ve meyveler ikram edilirdi. Konak sahipleri mutlaka mahalle sakinlerini davet eder, zengin ve fakirler birlikte iftar ve sahur yaparlardı. Konaklara bu aya özel maharetli aşçılar getirilirdi. Bazı günlerde büyük camilerden imamlar gelir, bazı günlerde ise hafızlar hatimle teravih kıldırırdı. Otuz gün boyunca takke, tespih, seccade, bayramlıklar hediye edilip, akçeler verilirdi. Şimdiki gibi her yemekte domates ve salça kullanılmazdı. Erik, sumak, sirke gibi çeşitli soslar ve yağlar da kullanılırdı. Güneş yüzü görmemiş reçel tatlıları yapılırdı. Padişah ara ara konaklara uğrar, diş kirası diye içinde altın, gümüş ve kuranın olduğu tepsi Padişah'a sunulur, Padişah içinden sadece Kuran'ı alıp gerisini ihtiyacı olanlara dağıttırırdı"