Tam adı Mehmed Said Paşa’dır. 1840 yılında Erzurum’da doğdu. Hariciye memurlarından Ali Namık Efendi’nin oğludur. Erzurum’da başladığı medrese eğitimine İstanbul’da devam etti. Bu arada özel hocalardan Fransızca öğrendi. İlk memuriyeti 1853’de Erzurum vilâyet tahrirat kalemidir. Daha sonra İstanbul’a gelerek çeşitli vazifelerde bulundu. II. Abdülhamid’in tahta geçmesiyle birlikte çok genç yaşta mabeyn başkâtipliğine getirildi. Kanuni Esasî çalışmalarında padişaha müşavirlik yaptı. 1878’de dahiliye nazırlığına getirildi. Tunuslu Hayreddin Paşa kabinesinde adliye nazırı oldu. Adliye nazırlığı sırasında mahkemelerde savcılık kurumunun oluşması, ceza usulü ve ticaret usulü kanunlarının çıkarılmasını sağladı. 18 Ekim 1879’da sadrazam oldu. Abdülhamid zamanında çeşitli dönemlerde toplam yedi defa bu makama getirildi. II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Ayan reisi oldu. 31 Mart olayından sonra Meclisi Millî adıyla bir arada toplanan Meclisi Mebusan ve Ayan meclislerinin II. Abdülhamid’in hal’ine karar verdiği celsenin reisliğini yaptı.

Ekim 1911’de sekizinci defa sadarete geldi. 30 Aralık’ta istifa etti. Fakat ertesi gün tekrar bu makama geldi. Son defa olarak 16 Temmuz 1912’de istifa etti. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 29 Şubat 1914’de vefat etti. Kabri Eyüp Sultan Camii şadırvan avlusundaki ulu çınarın dibindedir.

Said Paşa kısa boylu, uzun sakallı olup dağınık bir görünüm arz ederdi. Hemen hemen herkesin belirttiği üzere son derece iyi yetişmiş, doğu ve batı kültürlerine vâkıf, zeki ve kurnaz, devlet işleyişini, bürokrasi ve siyaseti iyi bilen bir devlet adamıydı. Said Paşa’nın Hatıratı (1912), Sadrı Sabık Said Paşa’nın Gazeteler ile Neşrettiği Mektupların Suretleridir (1908), Said Paşa’nın Kâmil Paşa Hatıratına Cevaplarıdır (1911), Gazeteci Lisanı (1911) başlıca eserleridir.