Üryanîzade Ahmed Esad Efendi, Sultan II. Mahmud devri kadılarından Said Efendi’nin oğludur. 1228 (1813) tarihinde İstanbul’da doğdu. Hoca Abdullah Efendi’den, vezirlerden Emin Beyzade Abdülkadir Bey’den Ahıskalı genel kültür hocası İsmail Efendi’den edebiyat, akliye, şer’iyye dersleri okudu. Bu arada aynı zamanda hattat olan Emin Beyzade Abdülkadir Bey’den hüsnühat dersleri aldı. Babası Said Efendi’nin 1251 (1835/36)’de görev yaptığı Şiraz, sonra Halep, Kastamonu ve Manastır ve 1262 (1845/46)’de görev yaptığı Şam kadılıkları sırasında beraberinde ve naipliğinde bulundu. 1264 (1847/48)’de babasının Şam’da vefatı üzerine İstanbul’a döndü.

Müderris ve Eyüp Sultan kadısı, 1273 Rebiyülevvelinde (Kasım 1856) Edirne mollası oldu. 1276 Muharreminde (Ağustos 1859) Medinei Münevvere Mollası olup Haremi Şerif’te tamirat müdürlüğü kadılığına ilâve edildi. Bu işle 10 seneden beri uğraşan tamirat Emini Ömer Cemaleddin Efendi’nin ölümüyle vazife Ahmed Esad Efendi’ye verilmiş ve tamir ve tezyinat işlerine olağanüstü itina göstermiştir. Bu süsleme işi için Haremi Şerif’e kıymetli kumaşlar, levhalar, avizeler ve kitabeler gönderilmişti.Bu hizmetine mükâfeten 1278’de (1861) İstanbul payesi aldı.

1280 Şabanında (Ocak 1864) kassamı askerî ve 1281 Şabanında (Ocak 1865) sadreyn müsteşarı ve 1283’de (1866) İstanbul kadısı ve bu görevi tamamladıktan sonra Bursa kadıları müfettişi olmuştur. Bütün bu görevlerde güzel hizmetler ifa ettiğinden Anadolu kazaskerliği payesi verildi. Meclisi İntihabı Hükkâm ve Tedkikatı Şer’iyye reisi oldu. 1292’de (1875) Rumeli kazaskeri payesi verildi. 1293’de (1876) bütün bu görevlerden istifa ederek inzivaya çekildi ise de hemen Ayan Meclisi azalığına seçildi.

Şeyhülislâm Ahmed Muhtar Beyefendi’nin meşihattan ayrılması üzerine 12 Zilhicce 1295’de (7 Aralık 1878) şeyhülislâm oldu.

Bu makamda 10 yıl 1 ay 14 gün görev yaptıktan sonra 6 Cemaziyelevvel 1306 tarihinde (8 Ocak 1889) vefat etti. Kabri, Camii Kebir Caddesi üzerinde, Sokollu Mehmed Paşa Türbesi karşısında Siyavuş Paşa Türbesi avlusundaki türbesindedir. Ömrünün son zamanlarını hastalıkla geçirmiştir. Kendisine murassa Osmanî, mecidî ve imtiyaz madalyonu verilmiş ve Sultan II. Abdülhamid’in lütuflarına mazhar olmuştur. Eyüp Sultan’a defnini de Padişah istemiş ve üzerine şimdi görülen türbeyi yaptırmıştır.

Kendisi halim selim, güler yüzlü, cana yakın, güzel konuşan, mültefit, mütevazı, her şeye rıza gösteren bir zat idi. Boğaziçi’nde Kuzguncuk ile Beylerbeyi arasındaki Nakkaş mevkiinde yalıları, yanında 1860 tarihinde yaptırdığı ahşap camii vardı. Cami ve muhteşem köşkü hâlen mevcuttur.

İlk zevcesi Ahmed Bican Paşa’nın kızıdır. Vefatında bir oğlu M. Hâlid Efendi ile iki kızı kalmıştır. Hâlid Efendi müderris olup babası şeyhülislâm olduğunda molla olmuş, Mekke, İstanbul ve Anadolu payesini almış ve Şurayı Devlet azalığına getirilmiştir. 1306’da (1888/89) Şurayı Devlet Tanzimat Dairesi II. reisi oldu. 21 Ramazan 1307’de (14 Aralık 1889) kırk yaşında iken vefat etti ve babasının yanına gömüldü. İlim sahibi, bilgili, güzel konuşan, yumuşak, mutedil ve cömertti. Esad Ahmed adında bir oğlu küçük yaşta vefat ettiğinden soyu kalmamıştır.

Ahmed Esad Efendi’nin şair olan damadı Süleyman Çelebi Efendi on sekiz sene kadar yatağa mahkûm olduktan sonra 1309 Muharreminde (Ağustos 1891) vefat etti. Kabri Eyüp Sultan’da Kaşgarî Tekkesi avlu kapısı yanındadır.

Esad Efendi uyanık, araştırıcı, herkesin huyuna, suyuna göre davranan tecrübeli bir kişi idi. Medine mollası bulunduğu sırada 1861 tarihinde Kâbe ve çevresinin onarım işleri müdürlüğü de kendisine ek görev olarak verilmişti. Onarımın bitmesinden sonra sıra Abdülmecid’in tuğrasının konulmasına geldiği zaman 16 Zilhicce 1277’de (25Haziran 1861) Abdülmecid ölmüş, tahta Abdülaziz geçmişti.

Yönteme göre Kâbe’ye yeni padişahın tuğrasının konması gerekiyordu. Ama Esad Efendi’nin buna gönlü razı olmadığından Şeyhülharem İşkodralı Mustafa Paşa ile görüştükten sonra tahta çıkış fermanının okunmasını geciktirmiş ve o gece Sultan Abdülmecid’in tuğrasını asarak bir hakkın yerine getirilmesini sağlamıştır.

Bu nedenle de Abdülmecid ailesi arasında ün kazanmıştı. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi görüşmelerine yabancı olmadığı söylenir. Ahmed Muhtar Molla Bey’in yerine şeyhülislâm olunca bu ilişkiyi pekiştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmamış ve Sultan Abdülhamid’in tam güvenini kazanmıştır.