Mahmud Erol Kılıç ‘İrfan Geleneğimiz'i anlattı

Eyüpsultan Belediyesi’nin, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif ayına özel olarak düzenlediği “Ramazan Sohbetleri”nin konuğu bu kez Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda görev yapan Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç oldu.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken’in katılımıyla, Zal Mahmut Paşa Külliyesi’nde teravih namazı sonrası gerçekleşen programda Kılıç dinleyicilere ‘İrfan geleneğimiz’ konusunda bilgiler aktardı.

RAMAZAN’IN HAKKINI VEREBİLİYOR MUYUZ?”

Programda anlatımlarıyla irfan geleneğimizin güzelliklerini gönüllere takdim eden Kılıç konuşmasına şu sözlerle başladı: “Ramazan ayının son 10 gününe girdik. Ramazan’ın hakkını verebiliyormuyuz? Ramazan bizden memnun olarak ayrılıyor mu? İnşallah bizden memnun olmuştur.”

ZAMAN CANLIDIR”

Ramazan ayının bizim geleneğimizde normal sıradan bir ay olmadığına dikkat çeken Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her ayın, her vaktin, her anın kendine göre bir hususiyeti var. Anlar içinde anlar var, vaktin içerisinde zaman var. Zamanın içerisinde en küçük zaman dilimleri bulunmakta. Zaman canlıdır. Bir zaman ve mekanın bir araya gelmesiyle oluşuyoruz. Bir yönüyle bir mekanda ayağımızı basıyoruz, bir yönüyle de bir zamanın içinde var oluyoruz. Zamansızlık içinde var olan yalnız ve yalnız Hak Teala. O hiçbir zamana bağlı değil. O'nun öncesi sonrası yok.

ZAMAN YARATILIŞIN BİR SÜRECİ”

Hak tealanın yaratmayı dilemesiyle beraber, Kün (Ol) emrini vermesi ile beraber, o emri alan, o emrin muhatabı olan Fe Yekün diye bir grup var. Emir Hak’tan çıkıyor ama emrin muhatabı olan ve ‘Ol’ emriyle oluşmaya başlayan o yaradılış, o yaradılışın ana maddesi, bizim geleneğimizde sufilerin ‘Hakikatü’l Muhammediyye’ dedikleri, alemin, evrenin ilk yapı taşı, ilk maddesi olan ‘Hakikatü’l Muhammediyye’ ve o hamurdan diğer varlıkların kademe kademe yaratılması zaman içerisinde olmakta. Böylece zaman da yaradılışın bir süreci olmakta. Bu manada Hz. Peygamber efendimiz (S.A.V.) ‘Sakın zamana sövmeyin, sakın dehre sövmeyin. Çünkü Hüvallah dır, o Allahtandır.’ der. Biz zamanın içerisindeki oluşumun bir parçasıyız.

HAK TEALA'NIN İLK YARATTIĞI, KENDİSİNE MUHATAP ALDIĞI İLK VARLIK HAKİKATÜ’L MUHAMMEDİYYE”

Şunu bilmemiz gerekiyor, bütün yaradılış, ilk yaratılış olan ve ‘O olmasaydı yaratmazdım’ dediği tek bir maddeden neşet ediyor. O da bizim peygamberimiz olan Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hamuru, asli mayası olan ‘Hakükatü’l Muhammediyye’ dediğimiz ilk madde. Fizikçiler buna ilk madde derler. O ilk maddeden geri kalan bütün bitkiler, gökyüzü, yeryüzü, evren, ne var ise yeryüzünde, bütün yaratılışın ana maddesi, o maddeden yaratılıyor. ‘Ben Nebi idim daha Adem'in hamuru karılmamıştı’ (Ben peygamberdim daha Adem yaratılmamıştı) diyor. Buradan da anlıyoruz ki O, yaratmayı dileyen Hak Teala’nın ilk yaratıp karşısına aldığı ve kendisine muhatap aldığı ilk varlık Hakikatü’l Muhammediyye.”

Program sonunda Başkan Deniz Köken sahneye gelerek Kılıç’a teşekkür etti ve Eyüpsultan’a özel hazırlanmış hediyeler takdim etti.