Dürrîzadelerdendir. Şeyhülislâm Dürrî Mehmed Efendi’nin torunu ve yine Şeyhülislâm Dürrîzade Mustafa Efendi’nin oğludur. Fatih’teki konaklarında veya Balat’daki yalısında 1153 (1740/41) tarihinde dünyaya geldi. İlk öğrenimini babasından ve onun yaşından imselerden alan Arif Efendi 1167’de (1753/54) müderris oldu. Babasının ikinci defa şeyhülislâmlığı sırasında 1180’de (1766/67) Yenişehir, 1187’de (1773/74) Mekke payesi oldu. 1188’de (1774/75) Bursa kadısı olduğunda Şer’i müstahsen 1188 tarihi düşürüldü. Bir sene sonra Arabzade Ataullah Efendi yerine doğrudan doğruya İstanbul kadısı oldu. 1196 Şevvalinde (Eylül 1782) kardeşi Ataullah Efendi’nin şeyhülislâmlığı sırasında Seyyid İbrahim Efendi’nin fetva mahkemesine naklinden sonra onun yerine nakibüleşraf oldu. 1 Zilkade 1197’de (28 Eylül 1783) Seyyid Nafi Efendi yerine Anadolu kazaskeri ve hemen sonra Rumeli kazaskeri oldu.

17 Şevval 1199 (23 Ağustos 1785) tarihinde Arabzade Ahmed Ataullah Efendi yerine, I. Abdülhamid devrinde şeyhülislâm oldu. Bu onun ilk meşihatı idi. Altı ay kadar sonra 10 Rebiyülahir 1200’de (10 Şubat 1786) Koca Yusuf Paşa’nın sadrazam olmasına karşı çıktığı gerekçesiyle şeyhülislâmlıktan alındı.

Hamidzade Mustafa Efendi kendisine rakip gördüğü Arif Efendi’yi İstanbul’dan uzaklaştırmak için uğraş vermiş ve bunda da başarılı olarak Arif Efendi’yi arpalığı olan Kütahya’ya sürdürmüştür.

Kütahya’dan ilim ve hac için Mekke’ye gitti. Kendisinin Taif’te oturması için padişah iradesi çıktı. Taif’e giden Arif Efendi orada fazla kalamadı ve sürgün cezası yine Kütahya’ya çevrildi. 22 Ocak 1205 (27 Mart 1791) tarihinde ikinci defa şeyhülislâm olan Mekkî Mehmed Efendi’nin iltizamıyla af ve İstanbul’a davet edilerek sahilhanesinde oturmasına izin verildi.

Mekkîzade’nin 22 Zilkade 1206 (12 Temmuz 1792) tarihinde ihtiyarlığından dolayı azli üzerine Dürrîzade Arif Efendi ikinci defa şeyhülislâm oldu. Arif Efendi bu görevde iken rakiplerini birer birer

İstanbul’dan uzaklaştırarak sürgüne gönderdi. Eski düşmanı Hamidzade Mustafa Efendi de Manisa’ya sürüldü. Sürgüne gönderilen eski dostları ve âlimleri de affettirerek İstanbul’a getirtti.

Altı seneden fazla bu makamda bulunduktan sonra 18 Rebiyülevvel1213 (30 Ağustos 1798) Perşembe günü azledildi. Azlin sebebi, Mısır meselesinden dolayı azledilen Sadrazam İzzet Mehmed Paşa ile aynı düşüncede olması idi. İzzet Mehmed Paşa uzun müddet Mısır valiliğinde bulunduğu hâlde Fransızların Mısır istilâsına karşı hiçbir tedbir ortaya koyamamış olmakla suçlanmıştı. Arif Efendi de her hususta onunla hemfikir idi. Sultan III. Selim tarafından Bursa’ya sürülen Arif Efendi’nin, birkaç ay sonra İstanbul’a gelmesine, “hane ve sahilhanelerinde” oturmasına izin verildi. 20 Cemaziyelevvel 1215 (9 Ekim 1800) Perşembe günü Bebek’teki yalısında vefat etti.

Kurbi Hakk’da buldu ruhı Arifi billah mekân
1215

Vefatına tarihtir. Kabri Edirnekapı Mezarlığı’nda ve Dürrîzadeler sofasındadır. Muhteşem lahdi vazo içinde çiçek kabartmaları ile bezeli olup şahidesi molla sarıklıdır. Kitabesinde;

Pâyei meşihatten mazul iken irtihâli darı beka eden Şeyhülislâm
Dürrîzade esSeyyid elHac Arif Efendi Hazretleri. Ca. 1215

diye yazılıdır. Kabrinin Eğrikapı’da veya Üsküdar’da olduğu yönündeki bilgiler doğru değildir.