Mizahî mektupları ve şiirleri ile meşhur olan bu Mevlevî dervişi Tokat’ta dünyaya geldi. Latifeciliği ve hazırcevaplığı ile meşhur idi. Kâni Efendi gerek nazım ve gerekse nesirde sanat şöhretini gençlik yıllarında Tokat’ta kazanmıştır. İyi bir eğitim görmüştür.

Hekimoğlu Ali Paşa Trabzon’da bulunduğu sırada 1168 (1754/55) tarihinde üçüncü defa sadrazam olmuş ve karayolu ile İstanbul’a gelirken Tokat’ta konaklamıştır. Bu sırada kendisine kaside ve manzum tarih sunan Kâni Efendi’yi takdir ederek İstanbul’a getimiştir. O tarihlerde Kâni Efendi Mevlevîliğe meylederek bu tarikata girmiştir.

İstanbul’da divanı hümayun kalemine yerleştirildi. Faziletli kimseler arasında emsali 56’yı geçmeyen ediplerden biri olan Kâni Efendi sıkıntılı ve hareketli bir kimse olduğundan divan kâtipliğiyle Silistre’ye gitti. Kısa bir süre de Ulah beylerbeyinin hususî kâtibi olarak Bükreş’te bulundu. Burada yakın dostluk kazandığı Voyvoda Alexandre ile birlikte yapılmış bir portresi, bugün Sinaia Müzesi’ndedir.

Bükreş’te iken bir Romen kızını seven Kâni Efendi bu kızın kendisine Hristiyanlık teklifi üzerine meşhur;

Kırk yıllık Kâni olur mu Yâni

Demiş ve onun bu sözü atasözleri arasında dillerde kalmıştır. Bir aralık hâmisi Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa’ya karşı lâubali davranışları dolayısıyla gözden düşmüş, bazı hükûmet sırlarını ifşa ettiği iddiasıyla idamı cihetine gidilmişse de sonra bundan vazgeçilerek Limni adasına sürülmüştür. Sonra affedilmiş, İstanbul’a dönüşünde Rebiyülahir 1206’da (Kasım 1791) vefat etmiştir.

Hüv’elBâki
Cennetmekân
Ebubekir Kâni
Efendi Rahmetullah
R. 1206

Şakacılığı ile meşhur olan Kâni Efendi üç lisanda nazım ve nesir yazabilen bilgili bir zat idi. Divanı ve münşeatı vardır.