Ebulhuda Efendi Sultan Abdülhamid devrinde, devrin idarî işlerinde mühim roller oynamıştı. Saraya ve hatta bizzat hünkara bağlı olduğu hâlde Yıldız’da özel bir mevkii olmayanlar zümresindendi. İkinci Meşrutiyetle yani 1908 devriminde ismi en çok söylenmiş ve kendisine falcılık, büyücülük, müneccimlik ve üfürükçülük gibi birçok sıfatlar isnad olunmakla beraber saraya bağlanması da birçok şekillerde anlatılmıştır. Fakat bunların birçoğu gerçek dışıdır.

Ebulhuda İstanbul’a ilk defa Sultan Aziz zamanında gelmiştir ve bu gelişi de işi içindir. Kendisi Rıfaî tarikatının piri Ahmed Rıfaî’nin kızının oğlu Seyyid Ahmed Sayyad’ın ahfadındandır. Bu aile Halep, Hama ve hatta bütün Suriye’de birçok vakıflara malik olduğu için daima sıkıntısız müreffeh bir hayat sürmüştür.

Ebulhuda, özellikle dinî sahada iyi bir tahsil görmüştü. Henüz 1516 yaşında iken babasının vefatı üzerine bu geniş vakıfların tevliyeti yani idaresi onun üzerine geçmiştir. Fakat onun çocukluğundan istifade etmek isteyen bazı kimseler bu vakıflara tecavüz etmiş, iş mahkemelere düşmüştür. Davaları sürüncemede kalmıştır. O da bu hâlden dolayı Evkaf Nezareti’ni şikâyet etmek için Sultan Aziz zamanında İstanbul’a gelmiş, işlerini gördükten sonra tekrar Halep’e dönmüştür.

Ebulhuda, Halep’te nakibüleşraf kaymakamı imiş. Hatta henüz 22 yaşında olduğu hâlde Reisu’lulema ve Nakibüleşraf Hattat Mustafa İzzet Efendi (öl. 1877) tarafından Halep meclisi idare azalığına atanmıştır.

Abdülhamid zamanında İstanbul’a gelmiş ve Beşiktaş’ta Abbas Ağa Mahallesi’nde bir ev kiralanarak buraya yerleştirilmiştir.

Hatta padişahın yakın çevresine dahil olmuştur. Abdülhamid’in daveti ile meşhur Cemaleddin Afganî’nin İstanbul’a gelişi Ebulhuda’nın aracılığı ile gerçekleşmiştir. Şeyhe Nişantaşı’nda bir konak tahsis edilmiş ve burada kendisi sıkı bir denetim ve gözetim altında tutulmuştur.

Cemaleddin Afganî, Panİslâmcı bir siyaset güden Ebulhüda ile fikir ayrılığına düşmüş ve Ebulhüda da onu dinsizlik ve itaatsizlikle suçlayan bir risale yazmıştır.

Ebulhuda Efendi Sultan Hamid’in hal’inden iki ay evvel, Şubat 1909’da Büyükada’daki köşkünde vefat etti. Sultan Hamid onun vefatına çok üzüldü ve cenazesinin kaldırılması için 3000 kuruş yolladı. Fakat ailesi bunu kabul etmedi. Kızının gayet kıymetdar bir elmas küpesi kuyumcular çarşısında satıldı ve cenazesi bununla kaldırıldı.

Asıl garip olan cihet vardır ki, meşrutiyetin ilk günlerinde en acı sözlere ve hakaretlere hedef olan bu insana mükemmel bir cenaze alayı yapıldı. Hatta cenaze merasimine iştirak etmek üzere İttihatçılar tarafından bir bölük asker yollandı.

Ebulhüda’nın kabri Eyüpsultan’da Saçlı Abdülkadir Efendi Camii yanındaki kütüphanesinin içinde idi. Kütüphanenin önünde ise meşhur Hoca Sadeddin Efendi ve aile efradının muhteşem sofası vardır. Kendisi bu caminin yanına 1313 (1895/96) tarihinde bir kütüphane yaptırmıştır ki kapısı cami sahnına açılmaktadır. Kütüphane bugün mevcut değildir. Yalnız kaidesi ve iki kabir pehlesi mevcuttur.