Bu kahraman ve büyük asker 12 Ocak 1876 Çarşamba günü İstanbul’da Cihangir’de doğdu. Asıl adı Mustafa olup Fevzi mahlası sonradan ismine ilâve edilmiştir. Babası Ali Sırrı Efendi, Çakmakoğullarından Limnili Derviş Kaptan’ın oğluydu. Ali Sırrı Efendi albay rütbesini taşıdığı sırada Medine’de vefat etti.

Mustafa Fevzi Paşa’nın annesi Varnalı Müftü Hacı Bekir Efendi’nin kızı Hasene Hanım’dır. Hasene Hanım, Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığı’nda yatmaktadır. Fevzi Çakmak’ın üç erkek kardeşi de askerdi. Nafiz Çakmak üsteğmen iken Çanakkale Savaşı’nda Conkbayırı’nda, Muhtar Çakmak teğmen iken Balkan Harbi’nde Manastır’da şehit düşmüşlerdi. En küçükleri Sami Çakmak, baytar ve eczacı rüşdiyesinde henüz hazırlık sınıfında okuduğu sırada fani dünyaya gözlerini kapamıştı.

Aile 1879 yılında baba Ali Sırrı Efendi’nin Rumeli Kavağı’ndaki Karadeniz Topçu alayına tayini üzerine Kavak’ta kiralık bir eve taşındı. Burada 5 yaşında iken Sadık Hoca’nın mahalle mektebine kaydolmuştu. Ayrıca dedesi Hacı Bekir Efendi’den Arapça, Farsça ve tasavvuf dersleri aldı.

Daha sonra 10 yaşlarında iken bir akrabasının eşliğinde Selanik’e götürülmüş ve orada rüşdiyeye kaydedilmişti. Ancak burada bir yıl kaldıktan sonra İstanbul’a dönerek Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’ne yazıldı ve buradaki tahsilini 1890 yılında tamamlayarak Kuleli Askerî İdadisi’ne geçti.

Mustafa Fevzi 1895 yılında Harbiye’yi bitirdi. Derslerinde gösterdiği gayret ve askerlik mesleğindeki üstün kabiliyeti sonunda erkânı harp sınıfına alındı. Buradaki 3 yıllık askerî yüksek tahsilini tamamladıktan sonra 1898 yılında erkanı harp yüzbaşısı olarak ordudaki görevine başladı. Önce Erkanı Harbiyei Umumiye’nin (Genelkurmay) 4. şubesine tayin edilen Mustafa Fevzi, daha sonra Rumeli’ye gönderilerek 18. nizamiye fırkası kurmay başkanlığına getirildi.

1905 yılında, şehit binbaşı Nuri Bey’in kızı Fitnat Hanım’la evlenen Mustafa Fevzi, tam 17 yıl Rumeli’de cepheden cepheye koştu.

İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen komutan Balkanlarda bulunduğu uzun seneler içinde Arnavutça, Sırpça ve Boşnakçayı öğrendi.

Sırplarla, Arnavutların bulundukları bölgelerde üstün hizmetleri görülen Mustafa Fevzi, 9 yıllık gayretleri sonunda miralaylığa terfi etti. 1908 tarihinde meşrutiyetin ilânından sonra hem Taşlıca mutasarrıflığı ve hem de 35. fırka komutanı idi. Bir yıl sonra Taşlıca mutasarrıflığı uhdesinde kalmak üzere mürettep Kosova kolordu karargâhında çalıştı. Bir yıl sonra da bu kolordunun kurmay başkanlığına getirildi.

Balkan Harbi başladığında (Eylül 1912), Vardar ordusu erkânı harbiyesi karakol şubesi müdürüydü. Bu vazifede büyük yararlılıklar gösterdi.

Mustafa Fevzi, Balkan Savaşı’ndan sonra Ankara redif taburu komutanlığına getirildi. Üç ay sonra merkezi Ankara’da bulunan 5. kolordunun komutanlığına tayin edildi. I. Dünya Harbi başladığında

kolordusu ile Çanakkale’nin Gerevizdere cephesinde düşmana karşı koyan ilk birliklerin arasındaydı. Kanlıdere, Gerevizdere’de hücuma geçen düşmana büyük kayıplar verdirdi. Bir süre sonra bu cephenin kumandanı olan Mustafa Kemal hastalanıp geri alınınca bu görev Fevzi Paşa’ya verildi ve düşman çekilinceye kadar Anafartalar grup komutanı olarak kaldı.

Fevzi Paşa, Anafartalar savaşında kardeşi Nazif Çakmak’ı Conkbayırı’nda kaybetti. Fevzi Paşa, Çanakkale’nin İngiliz ve Fransız kuvvetlerince boşaltılmasından sonra Kafkas cephesine gönderildi.

Burada 2. Kafkas kolordusu komutanı ve 2. ordu komutanı olarak bulundu. 1,5 yılı aşan bu hizmetleri sırasında Ruslara karşı kazandığı galibiyetlerle savaş tarihine altın harflerle geçmiştir. Fevzi Paşa, daha sonra 7. ordu komutanı olarak Filistin’e gönderildi. Burada İsmet İnönü, ordu komutanı Fevzi Paşa’nın emrinde bir kolordu kumandanıydı.

1918 yılında imzalanan barış sırasında Filistin’de hastalanıp İstanbul’a gönderildi. Fevzi Paşa Erkanı Harbiyei Umumiye riyasetine (Genelkurmay Başkanlığı) getirildi. Fakat kısa bir müddet sonra bu vazifeden alındı. Çünkü Averof adlı Yunan zırhlısı, devriye adı altında İzmir’e asker çıkarıyor ve taşkınlıklar yapıyorlardı. Fevzi Paşa bundan sonra karaya çıkmak isteyecek askerlere silâhla karşı konulmasını emretmişti.

Ayrıca Anadolu’ya askerî eşya ve cephane göndermek suretiyle Millî Mücadele’ye mühim yardımlarda bulunmuştur. Artık millî vazifenin ancak Anadolu’da yapılabileceğine kanaat getirerek 1920 Nisanında Anadolu’ya geçti. 3 Mayıs 1920’de Büyük Millet Meclis tarafından Milli Müdafaa vekilliğine (Savunma Bakanlığına) ve vekiller heyeti reisliğine tayin edildi.

İkinci İnönü Zaferi üzerine Büyük Millet Meclisi ona birinci feriklik yani orgenerallik rütbesi verdi. Sakarya Muharebesi’nden bir müddet önce Atatürk başkomutanlığa seçilince, İnönü Garp cephesi komutanlığına tayin edilmişti. Erkanı Harbiye Reis vekilliğine de 1921 Ağustos başında Fevzi Paşa getirilmişti. 1922 Temmuzuna kadar vekil sıfatıyla bu görevde ve vekiller heyeti reisliğinde kaldı.

Sakarya zaferi üzerine Büyük Millet Meclisi kendisine bir takdirname vermekle beraber o zaferin kazanılmasındaki hizmetlerine karşılık müşirlik (mareşallik) rütbesini tevcih etmiştir. Mareşal,

12 Ocak 1944 tarihine kadar Genelkurmay Başkanlığ’nda kaldıktan sonra kanunda yazılı yaş haddine geldiği için şan ve şeref içinde meslek hayatını tamamlamış ve emekliye ayrılmıştır.

1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinde bağımsız aday olarak yer aldı ve İstanbul milletvekili oldu. 1948 yılı sonlarında rahatsızlandı. 10 Nisan 1950 Pazartesi günü sabah saat 7,35’de tedavi edildiği Teşvikiye Sağlık Evi’nde vefat etti. Gençler bütün gece tabutu başında nöbet tuttular. Ankara gençlerinin getirdiği Kabe örtüsü ve Türk bayrağı ile bezenen tabut, yüz binleri aşan bir kafile eşliğinde Teşvikiye’den Beyazıt’a doğru yola çıkarıldı.

Beyazıt Camii’nde kılınan cenaze namazını takiben bir top arabasına konulan tabut, gençler tarafından alındı ve eller üzerinde Eyüp’teki istirahatgâhına taşındı.

Aile kabristanı, Silahdarağa Caddesi’nden Piyerloti’ye çıkan yolun oldukça ilerisinde, sol taraftaki tepe üzerindedir. Buraya sonradan yaptırılan beton merdivenlerle çıkılmaktadır. Etrafı demir parmaklıklı hazirede dedeleri sabık Varna Müftüsü Hacı Bekir Efendi’nin ve kendi kızı Muazzez Hanım’ın kabirleri bulunmaktadır.

Baş ucundaki mermer levhada şu yazı yer almaktadır:

74 yıllık ömrünün 54 yılını vatan ve millet hizmetinde geçirdi. Çanakkale, Kafkas ve Filistin cephelerinde kolordu ve ordu kumandanlıkları, İstiklâl mücadelesinin ilk icra vekilleri heyeti başkanlığı

ve Millî Müdafaa vekilliği, Cumhuriyet ordusunun 22 yıl müddetle aralıksız Genelkurmay başkanlığı, Türk mareşalinin şanla, şerefle ve tam bir vekar ve faziletle dolu geçen hayatının kısa bir ifadesidir. İstanbul milletvekili ve Millet Partisi fahrî başkanı iken 10 Nisan 1950 günü vefat ederek Hakk’ın rahmetine kavuştu.