Ressam Hâlid, Fabrikatör Osman Bey’in oğlu olup 1875 yılında İstanbul’da Eyüpsultan’da doğmuştur. O civardaki mektepte ilk tahsilde bulunduğu sıralarda mütemadiyen resim ile meşgul olması, Sanayii Nefise’ye fevkalâde istidat ve kabiliyetini meydana koymuş idi.

Haliç’in bediî bir köşesi olan Eyüpsultan’da doğup büyümesi; denize ve denizciliğe karşı olan sevgisi ve bilhassa ecdadından beri devam ettirilen askerlik mesleği çocuk denecek çağdaki Hâlid için âdeta bir ideal idi. Bunun için de ilk mektebi bitirir bitirmez Bahriye Mektebi’ne girmiş ve okumaya başlamıştır.

Burada dersleri dışında yapmaya başladığı eserleri o zamanın büyükleri tarafından görülerek fevkalâde takdir edilmiş olup henüz bir çocuk denecek çağdaki bir okurun ilerde çok büyük

eserler yaratacağı mülâhazası ile okul komutanı tarafından teşvik ve tergib edilmiş ve bilhassa zamanın Bahriye Nazırı Hüseyin Hüsnü Paşa’nın bir portesini yapmaya teşvik edilmiş ve Paşa’nın karakalem bir portresini meydan getirmiştir. 40x50 ebadındaki bu resim okul komutanı tarafından Paşa’ya teslim edildiği zaman hayretler içinde kalan Paşa; Padişah Hamid’in de daha büyük bir

portresini yapmasını ve bu suretle Sanayii Nefise Mektebi’ne devamını temin için padişah nezdinde delâlette bulunacağını söyleyerek teşvik ve taltif edilmiştir.

Kısa bir zamanda Sultan Hamid’in karakalem güzel bir portresini meydana getirmiş ve Nazır Paşa tarafından padişaha sunulduğu zaman epeyce tetkik eden padişah tarafından da mazharı takdir

olmuş ve derhâl Paşa’nın fikrine iştirak ederek Sanayii Nefise Mektebi’nin resim kısmına devamı hususunda padişah tarafından hususî bir irade çıkartılarak emir verilmiş ve üç yıl akademinin askerî okuru olarak devam ettirilmiştir. Üç yılın sonunda yani 15 Temmuz 1893’de birinci derecede ressam olarak diplomasını almıştır.

O sıralarda Yıldız Sarayı’nda padişah tarafından kurulması kararlaştırılan ve inşaatına başlanılan Çini Fabrikası ihtisası ve başressamlığı için padişah tarafından Fransa’da (Paris’te) Sevr Çini Fabrikası’nda çinicilik ressamlığı tahsil ettirilmiş ve kısa bir zamanda ihtisas kazanarak İstanbul’a dönmüş ve Yıldız Çini Fabrikası başressamlığına tayin edilmiştir. Ressam Hâlid bundan başka yarım asırlık ömrünün bir dakikasını bile boş geçirmeyerek büyük çapta yağlı boya kom pozisyonlar yapmış olup bunların arasında bilhassa Şehzade Süleyman Paşa’nın Salla Rumeli’ye Geçişi, Revan Seferi, Kanije Muhasarası, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’a Girişi, Fatih’in Büstü, Padişahlar Serisi, İstanbul Manzaraları, İstanbul’un Tarihî ve Mimarî Abide ve Eserleri gibi yağlı boya tabloları ile sanatta büyük varlıklar yaratmış olup bunlardan birçoğu yine İstanbul Müzesi’ndedir.

1893’de akademiyi bitiren Hâlid Naci Paris’ten döndükten sonra 1897 yılında deniz teğmenliğine ve aynı sene içerisinde üsteğmenliğe ve 1902’de yüzbaşılığa ve 1904’de kolağalığa, 1906’da binbaşılığa kadar terfi etmiş ve o zaman midesindeki rahatsızlığı dolayısıyla emekli olmuş ve serbest hayatta ve matbuatta yıllarca ressamlık yapmıştır. Ressam Hâlid yüzbaşılığı zamanında Bahriye Mektebi’nde resim öğretmenliği de yapmıştır.

Büyük Harp (1914) senesinde tekrar askerî vazifeye davet edilerek Harbiye Nezareti matbaasında vazife almıştır.

Meslek hayatının ilk çağlarında yeni çıkmaya başlayan Karagöz gazetesinin (1898) mizahî ressamlığını yapmış ve mizahî sahadaki ehliyetini ince ve zarif zekâsı ile mezcederek zamana uygun buluşları ile bu buluşlarını çizgi şeklinde mizahî sütunlarda göstermesi zamanın takdirkârlığını bu sahada da üzerinde toplamıştır.

Garba başımızı çevirdiğimiz ve garp medeniyetini takibe ve memleket içinde de tatbike başladığımız çağlarda Serveti Fünun ressamlığını yıllarca yaparak medeniyet cereyanlarına rehber olmuştur. Bahriye Mektebi’nden itibaren resmî ve hususî birçok okullarda uzun zaman resim öğretmenliği yapmış ve talebe yetiştirmiştir.

Tereddütsüz ve durmadan çalışan Ressam Hâlid Naci yıllarca kendisine rahatsızlık çektiren mide hastalığından kurtulamayarak nihayet 1927 yılı Ocak ayının on üçüncü gecesi ve her vakit yorgunluğunu giderdiği gitarını çalarken aniden gelen bir kalp krizi ile 53 yaşında olduğu hâlde gözlerini kapamış ve geride bıraktığı dört çocuğunu aziz vatana emanet ederek Yaradana kavuşmuştur.

Ressam Hâlid’in 50X75 ebadındaki Fatih’in İstanbul’a Girişi (orijinali Hasan Rıza’nındır.) tablosu emekli albay Doktor Mustafa Pınar tarafından Ankara’da satılmak istenmiş ve Şencan Kitabevi’nde 1946 senesinde bir ay müddetle teşhir edilmiş ise de bu güzel kopya eser satılamamış ve tablo sahibi Doktor Albay Mustafa Pınar’a iade edilmiştir. Merhumun oğlu Harita Binbaşısı Cevat Pürten hâlen Ankara Harita Genel Direktörlüğü’nde müstahdem olup pederi gibi ince ve hassas bir zekâ ve ruha malik çok değerli bir haritacı sanatkâr subaylarımızdandır.”