Asıl adı Muhyiddin Mehmed’dir. Hatibzade Taceddin İbrahim Efendi’nin oğlu olduğundan Hatibzade lakabı ile meşhur olmuştur. Babasından, Ali Tusî Efendi’den ve Nasreddin Hoca’nın torunu ünlü Hızır Bey’den ders okudu. İlk önce İznik’teki küçük medreseye, buradan da Semaniye Medresesi’ne müderris oldu. Fakat Padişah Fatih Sultan Mehmed ile aralarında kırgınlık olmakla azlolundu.

Sonra Molla Güranî’nin araya girmesi üzerine Fatih sahn müderrisliğini geri verdi ve kendisine hoca tayin etti. Bilgisinin Hocazade Muslihiddin Efendi’den yüksek ve fazla olduğunu söylemesi azline sebep oldu ve saraydan uzaklaştırıldı. Aşırı derecede ilmine gururlu idi. Azlinden sonra uzun müddet medresede müderrislik yaptı. Sonra günde 100 akçe gibi büyük bir para ile emekli oldu.

Hatibzade birçok öğrenci yetiştirmiştir. Bunlardan biri Şakaik müellifi Ataî’nin üstadı Molla Muhyiddin Çelebi ile bunun kardeşi Şah Çelebi idi.

Hatibzade, üstünlük davası ve kıskançlık sebebiyle Molla Lütfi Efendi gibi bir değerli bilginin siyaseten şehit edilmesine sebep olmuş ve fetva vermiştir. Bu elim vak’adan takriben 10 ay sonra da kendisi vefat etmiştir. Bundan dolayı “İlmen zengin ahlâken fakir olduğunu” göstermiştir. Kendisi dilini sakınmaz, küstah, konuşması güçlü olup üslubu güzeldi.

Âlimlerin idarecilerden üstün olduğunu düşünür, idarecilere aşırı iltifatta bulunanları uyarırdı. Kendisi II. Beyazıd’ı ziyaretinde el öpmeyip tokalaşmakla yetinmiştir.

1496 yılında vefat etti ve Ali Kuşçu’nun Eyüp’te bulunan kabrinin yakınına defnedildi.

Hatibzade’nin eserlerinden bazıları şunlardır: Talikat alâ Haşiyeti’tTecrid, Talikat alâ Evaili Keşşaf, Haşiyei Telvih, Risale fi Fezaili’lCihad, Risale fi’lcihe, Risale fi Bahsi Rü’yet ü Kelâm, Haşiye alâ Şerhi’lVikaye, Haşiye alâ Mukaddemati’lErbaa, Haşiye alâ Evaili Şerhi’lMuhtasar.