Akşam Şairi Ahmet Haşim, Eyüpsultan'da Anıldı

Türk Edebiyatında “Fecr-i Ati” türü şiirin en önemli temsilcilerinden şair ve yazar Ahmet Haşim, 87. ölüm yıldönümünde Eyüpsultan’da anıldı.

“ZOR DÖNEMLER BÜYÜK İNSANLAR ÇIKARTIR”

Ahmet Haşim’in mezarı başında yapılan anma törenine katılan Başkan Deniz Köken “Ebedi Eyüpsultanlılarımızdan olan Ahmet Haşim çok erken yaşta aramızdan ayrılmış ama çok büyük eserler bırakmış. Bıraktığı eserlerle bugün hala konuşuluyorsa bu önemli bir şey. Zor dönemler büyük insanlar çıkartırlar. O zor dönemde hem tahsil görmüş hem hastalıklarla uğraşmış ama çok da büyük eserler bırakmıştır. Demek ki mazeret büyük işler bırakmaya mani değil. Değerli edebiyat üstadını rahmetle ve minnetle anıyorum.” dedi.

EYSAM’DA ANMA PROGRAMI DÜZENLENDİ

Tarihi Eyüpsultan Mezarlığı birçok sanatçının ebedi istirahatgahı...Bu önemli isimlerden biri de ünlü Şair ve Yazar Ahmet Haşim...

Ölümünün üzerinden 87 yıl geçmesine rağmen eserleri hala insanların ezberinde olan Ahmet Haşim, mezarı başında anıldıktan sonra EYSAM (Eyüpsultan Araştırma Merkezi)’da edebi yönü üzerine konuşmalar yapıldı.

Ebedi Eyüpsultanlı Ahmet Haşim’in edebi yönü üzerinde konuşma yapan Mustafa Yürekli, şairin hayatı ve sanatı hakkında önemli detaylar paylaştı.

“AHMET HAŞİM YAS ŞAİRİDİR”

Mustafa Yürekli’nin Ahmet Haşim’le ilgili aktardığı detaylar şöyle: “Birçok savaşa tanıklık eden Ahmet Haşim, şiirlerinin yanı sıra ‘Müslüman Saati’ adlı eserinde Batı medeniyetiyle hesaplaşmayı anlatıyor. Özellikle Ahmet Haşim, batılı akımlarla anılır, bunda bir sakınca yoktur. Yenilenme adına olabilecek şeyler. Haşim’in tarzı aynı zamanda sanatsal eleştiri olmuştur. Bu bakımdan yapıcı bir şairdir. Ayrıca Ahmet Haşim’in şiirlerini sosyal verilerle anlamak gerekiyor. Baskı döneminde yazdığı eserleri haliyle sembollerle yazmıştır. Yıkılan bir imparatorluğun bıraktıklarına yas tutmuştur. Bunu da şiirleriyle aktarmıştır. Bu yüzden ‘yas şairi’ olarak da anabiliriz.

AHMET HAŞİM KİMDİR?

Tanınmış şair ve edip. 1885 tarihinde Bağdat’ta doğdu. Soyu baba tarafından Alusîzadelere, anne tarafından Kahyazadelere dayanır. Babası Arif Hikmet Bey, kaza kaymakamlıklarında bulunduktan sonra Fizan Müsteşarlığı’ndan emekliye ayrıldı.

Ahmet Haşim Bey’in ilk eğitimden sonra 1896 yılında İstanbul’a geldiği zaman Türkçe konuşamadığı söylenir. Sırf Türkçesini ilerletmek için Numunei Terakki Mektebi’ne girdi. Oradan Galatasaray Lisesi’ne geçti. 1907’de bunu bitirerek memuriyet hayatına atıldı. Reji’de çalıştı. Daha sonra İzmir Sultanîsi’nde edebiyat ve Fransızca hocalığı yaptı.

İki yıl sonra da Maliye Nezareti’ne girdi ve burada mütercim oldu (1909). Buradan da Duyuni Umumiye’ye geçti. Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Mülkiye’de Fransızca hocalığı yaptı.

Ahmet Haşim Bey Galatasaray’da okuduğu sıralarda Hamdullah Suphi Tanrıöver, Emin Bülend, İzzet Melih (Devrim) ve Abdülhak Şinasi gibi Türk edebiyatının büyük isimleri ile tanıştı. Ahmed Hikmet Bey (Müftüoğlu) ise onun hocası idi. Ahmet Haşim Bey ilk şiirlerini Galatasaray Lisesi öğrencisi iken Mecmuai Edebiye’de yayınladı. Daha sonra Resimli Kitap ve Serveti Fünun dergilerinde yazmaya başladı.

Hürriyetin ilanından sonra 10 Kasım 1908’de ilk sayısı yayınlanan haftalık edebiyat dergisi Aşiyan, Ahmed Haşim’e de bir köşe açtı. Burada Tevfik Fikret, Faik Âli, Tahsin Nahid, İsmail Safa, Hüseyin Siret, Hüseyin Cahit (Yalçın) ile tanıştı.

İzmir Sultanîsi’nde Fransızca öğretmenliği yaptığı sırada Fecri Ati topluluğu kuruldu. Bu topluluğa katılan şair, yazdığı şiirleri de Rübab dergisine gönderiyordu. Bu sırada Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile sıkı bir dostluk kurdu.

Ahmet Haşim Bey 4 Haziran 1933 tarihinde ve 48 yaşının içinde vefat etti. Kabri, Eyüp Sultan’da Piyerloti yokuşunda sol tarafta, Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri yakınındadır.

Ahmet Haşim Bey, Türk edebiyatına az fakat öz eserler vermiştir. 1921’de yayınlanan Göl Saatleri ve 1926’da yayınlanan Piyale’si onun ne kadar duygulu olduğunu gösterir. Ahmet Haşim aynı zamanda düz yazıda da büyük bir usta idi. Gurabahanei Lâklâkan (1928), Bize Göre (1928) ve Frankfurt Seyahatnamesi (1933) adlı üç eseri şiirleri kadar başarıdır.