“Eyüpsultan'da Ramazan”a Mimar Celâleddin Çelik Konuk Oldu

Eyüpsultan Belediyesi, On bir Ayın Sultanı Ramazan’ın ruhuna uygun birbirinden güzel programları sosyal medya üzerinden vatandaşlarla buluşturuyor.

Enes Yıldırım’ın sunumuyla hafta içi her gün 18.00’de başlayıp iftar saatine kadar devam eden “Eyüpsultan’da Ramazan” programıyla Ramazan’ın huzuru ve neşesi evlere taşınıyor.

Ramazan'ın 20. günü (13 Mayıs Çarşamba) saat 18:00'de sosyal medyadan canlı olarak yayınlanan programda, Enes Yıldırım’ın konuğu, mimar ve müzisyen kimliğiyle de tanınan Celâleddin Çelik oldu.

EYÜPSULTAN İSTANBUL’UN SAHİBİ OLARAK ANILIR”

Programda, Eyüpsultan’ın Ramazan Ayı ile bütünleşmiş bambaşka bir durumunun olduğunu ifade eden Celâleddin Çelik, şu açıklamaları yaptı: “Bir yılın içindeki Ramazan Ayı ne ise İstanbul mekanının içinde Eyüpsultan da öyle bir mekandır. Ramazan’ın diğer on bir aydan farklı bir zaman dilimi olması gibi Eyüpsultan’ın mekan olarak İstanbul’un diğer o bütün semtlerinden farklı bir durumu vardır. Özellikle Ramazan ayı ile bütünleşmiş bambaşka bir durumu var. Biz varlığımızı anlamlandırabilmek için zamana ve mekana bağlıyız. Eyüpsultan, bu Ramazan Ayı ile benim için göbekten en bağlı, o ikisi birbirini bütünleyen bir durum oluşturuyor. Eyüpsultan, burada yatmakta olan büyük zaattan dolayı İstanbul’un sahibi olarak anılır. Üsküdar’ın sahibinin Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerinin olması gibi. Eyüpsultan’a gelen herkes o meydana geldiği zaman bir ruh hissedecektir. İstanbul’u bir dünya gibi düşünürseniz, Eyüpsultan oranın Mekke ve Medine’sidir çünkü Hazreti Peygamberin izini taşıyan kişinin mekanıdır.

EYÜPSULTAN MİMARİ OLARAK GÖZ BEBEĞİ OLMUŞ BİR SEMT”

Eyüpsultan’ın çok etkileyici tarihi bir kent merkezine sahip olduğuna ve burada mimari bir proje hazırlamanın zorluklarına değinen Çelik, sözlerine şöyle devam etti: “Burada mimari bir proje hazırlamak bizi çok düşündürür çünkü çevrenin tarihin anlamını kavramaya çalışan mimarlar için bu çok zordur. Tarihi bir bağlamı olmayan yerlerde proje üretmek çok kolay ama böyle tarihsel mekanlarda insan çekinir, ölçüp biçerek hareket etmesi gerekir. Eyüp öyle yoğun bir yer ki Nefs-i İstanbul’un dışında ama çok önemli bir zaat da burada yatıyor ve Haliç’in kıyısında müthiş bir lokasyonda. Osmanlı zamanında sur içinde bir paşanın vezirin kendine türbe yaptırması zordu, çok özel bir durumdu, yine o zamanlarda Eyüpsultan Mezarlığı’nda metfun olmak prestijli bir şeydi. O yüzden burada çok fazla türbe, cami var. Mimar Sinan’ın çok önemli külliyelerinden biri olan Zal Mahmut Paşa Külliyesi gibi. Eyüpsultan mimari olarak el üstünde tutulmuş göz bebeği olmuş bir semt. Burada mimari çalışmalarda bulunmak bir lütufdur.

Tarihçi – Yazar Süleyman Faruk Göncüoğlu’nun Eyüp Sultan Camii’nin iç avlusunun Bostan İskelesi’ne açılan kapısının sol tarafında, Beybaba Sokağı’nın sağ köşesinde bulunan Ayas Paşa Türbesi hakkında bilgiler paylaştığı programda, Mehmet Dilbaz ise Eyyûb el-Ensarî'nin hayatından kesitler anlatıp, o dönemde yaşanan olaylarla ilgili bilgiler verdi.

Programda ayrıca Halit Torun’dan Kuran-ı Kerim Tilaveti, Hacivat – Karagöz gösterisi, Murat Yazıcı’dan tasavvuf müziğinin en güzel eserleri ve ilahileri yer aldı.