Mustafa Tatcı: Yunus Emre bizim tercümanı ilahimiz olur

Eyüpsultan Belediyesi’nin, Ramazan-ı Şerif için özel olarak hazırladığı ve sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak yayınladığı Eyüpsultan’da Ramazan Sohbetleri’nin konuğu bu kez akademisyen ve araştırmacı yazar Mustafa Tatcı oldu.

Moderatörlüğünü Recep Demirkaynak’ın yaptığı, Ramazan’ın huzurunu, muhabbetini evlerinize getiren program Eyüp Sultan Camii Müezzini Hasan Tok hocanın Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Tasavvuf Musikisi eserlerinin seslendirildiği, Yunus Emre ilahilerinin okunduğu programda Mustafa Tatcı Ramazan-ı Şerif, gündelik hayat ve Yunus Emre ile ilgili konuları konuştu.

“KÜÇÜK YAŞTA AŞKA DÜŞTÜM”

Muhabbet havasında geçen programda, küçük yaşlarda tekne orucu tuttuğu günlerden başlayarak özellikle Ramazan ile ilgili anılarını anlatan Tatcı şunları söyledi:
“Denizli, Tavas İlçesi, o zaman köy olan Kızılcabölük Mahallesi’ndenim. Yokluk zamanı, bizde değil hiç kimsede paranın olmadığı, Türkiye'nin yoklukla savaştığı dönemlerdi. Ama çok güzel hayatlar vardı. Ben küçük yaşlarda aşka düştüm. Mahallemizde çok feyizli bir mescidimiz var. Rahmetli İsmail ağabeyimiz orada Üsküdar ağzıyla tilavet-i Kur'an ile namaz kıldırırdı. İnsanı mest eden bir sesle Teravih namazı kıldırırdı. Ezan okumaktan çok lezzet alırdım. Gönlümüze aşk tohumu düştüğü yıllarda, teravih namazından çıktıktan sonra çarşıda abilerimizin sohbet meclislerine katılmaya çalışıyordum. O sohbetlerde dokumacı bir abimizden ilk defa Yunus Emre’nin çok önemli bir şahsiyet olduğunu öğrendim, ilk defa Niyazi Mısri ismini duydum, ilk defa Nezihe Aras’ın Anadolu Evliyaları diye bir kitabı olduğunu duydum. İlk defa yine Şeyhül Ekber İbni Arabi’nin ismini duydum. Özellikle Hazreti Pir Şabanı Veli’de, Yiğitbaşı Marmaravi ve Yunus Emre’de, Mevlana’da takıldım kaldım. Öğrendikçe ‘Ben bunlar gibi olmalıyım. Acaba yolu nedir?’ dedim.”

“İLAHİ CEZBE İ İLAHİYE İLE OLUR”

“İlahi, Allah’a ait söz demektir. Edebiyat tariflerinde, teori kitaplarda ‘tekkelerde musiki eşliğinde Allah, peygamber aşkını anlatan şiirlere ilahi denir’ gibi tarifler vardır ama kelimenin asıl manası Allah'a ait söz demektir. İnsan nefsi 7 basamaklıdır. Hepsinin toplamı da Safiye veya Kamile’dir. Bir kişinin sözlerinin ilahi olması için nefsi olmaması lazım. Mutmaine’den, yani gönlü Hak’la tanışmış kişinin ağzından çıkan söz olmalıdır. Günümüzde de yaşayan bazı şairlerin güzel olan sözleri besteleniyor, falancanın yeni yazdığı ilahisi deniyor. Hayır o ilahi olmaz, dini şiir olabilir. İlahi olabilmesi için kişi seyri sülük görmeli, manevi yolculuk yapmalı ve mutlaka nefsi Mutmainneden veya ötesinden haberdar olmalı. İlmel yakin ile yazılmış sözler ilahi olmaz. İlahi cezbe i ilahiye ile olacak.”

“YUNUS EMRE BİZİM TERCÜMANI İLAHİMİZ OLUR”

“Düşünce aklidir. Şair şuur sahibidir. Şuur zihnin berraklaştığı noktada elde edilen bilgilerle alakalıdır. Yunus Emre deyince şuurun ötesinde, zihni faaliyetin ötesinden bahsediyoruz. Yunus Emre bizim tercümanı ilahimiz olur. İnsanda letaif dediğimiz makamlar vardır. Biz şu anda nefs halindeyiz. Yani bedenimiz faaliyette. Nefsimizin kontrol altına alınması, dönüşümü için manevi yolculuk lazım. Kalbe erişmek için çıkılan bir yolculuk bu. Nefsin bir sonraki kademesi ruh, bir sonraki kademesi kalptir. Kalpten sonraki dönüşüm çok önemli, kalpten sonra akıla ulaşılır. Ama bu akıl felsefecilerin ‘düşünüyorum o halde varım’ dediği akıl değil. Zatı Uluhiyeti tanımış akıl, sırdan beslenen bir akıl bu.”