Nurullah Genç: Biz merhamet ve toprak medeniyetinin insanlarıyız

Eyüpsultan Belediyesi, On bir Ayın Sultanı Ramazan-ı Şerif için düzenlediği birbirinden güzel programları, sosyal medya üzerinden vatandaşlarla buluşturmaya devam ediyor.

Moderatörlüğünü Recep Demirkaynak’ın yaptığı “Eyüpsultan’da Ramazan Sohbetleri” de salı, perşembe ve cumartesi günleri sürpriz konukların katılımıyla saat 21.30’da evlerinize misafir oluyor.

Birbirinden değerli konu ve konuklarla Ramazan’ın manevi iklimini evlere taşıyan programın 24 Nisan Cumartesi günkü konuğu ise şair, yazar Nurullah Genç oldu.

“VAHDANİYET VE TEVHİT MEDENİYETİNİN İNSANLARIYIZ”

İnfak’ın söyleşi konusu olduğu programda, “İnfak rabbimiz tarafından da açıkça Kuran-ı Kerim’de beyan edilmiş, müminin Allah’ın kendisine vermiş olduğu mal ve hizmetlerden diğer Müslümanları, insanları yararlandırması” diyen Nurullah Genç sözlerine şöyle devam etti: “İhtiyaç halindeki bir gayri Müslümana da yardım edersiniz, onun bir ihtiyacını giderirsiniz. Biz salgın döneminde dünyanın birçok ülkesine yardım gönderdik. Biz merhamet ve toprak medeniyetinin insanlarıyız. Hz. Adem'den peygamber efendimize, gönüllerimizin sultanına gelen vahdaniyet, tevhit medeniyetinin insanlarıyız ve biz hiçbir şeyi kendimizden bilmeyiz her şeyi yerin göğün sahibi olan Allah’tan biliriz. Onun bize nasip ettiği, bize verdiği malı dahi emanetçi olarak taşırız. Bizim eskilerimizin gönlünde emanetçi kavramı çok güzel bir kavramdı. Bu müessese kimindir dediklerinde emanetçisiyiz efendim derlerdi. Emanetçi olduğumuz için emaneti kimden esirgeyebiliriz ki. Allah bize emanet olarak vermişse, Allah’ın da ihtiyaçlı kullarına Allah’ın vermemizde yarar gördüğü ve bize sevap kazandıracak neresi varsa Allah’ın bize verdiği bu malları oraya vermemizde büyük faydalar, yararlar var.

“İNFAK, AÇIKÇA VE İNSANI RAHATSIZ EDECEK ŞEKİLDE VERİLMEZ”

İnfak doğrudan İslam’ın şartlarından olan zekatın da dışında düşünülmek mecburiyetinde, yani o da infaktır, vermedir ama birisini vazife olarak yaparız. Zaten yapmak zorundayız, çünkü İslam’ın şartıdır zekat. Ramazan gelir fitreyi veririz, sadaka veririz. İnfak hepsinin adı... Bunların dışında da Allah rızası için ne verebiliyorsak, hayır kurumlarına, vakıflara, başka yerlere, insanlığa, Müslümanlara, Müslüman olmayanlara gücümüzün yettiği ölçüde Allah’ın bize verdiği emanetçisi olduğumuz malı ve hizmeti aktardığımızda infak yapmış oluruz. Sahih bir niyetle, karşılık beklemeksizin… Bizde İnfak açıkça ve insanı rahatsız edecek şekilde verilmez.

“OSMANLI’DA SADAKA TAŞLARI KİM KOYDU, KİM ALDI BİLİNMESİN DİYE DERİN YAPILIRDI”

Osmanlı’da sadaka taşları vardı. Bir, bir buçuk metre, hemen öyle elinizi soktuğunuzda ulaşamıyorsunuz. Neden biraz derin, kim koydu kim aldı bilinmesin diye. Şu estetiğe bakar mısınız? Hatta batılılardan biri, bir hafta kaldım bir sadaka taşının olduğu yerde kim verdi kim aldı anlayamadım diyor. Gazneli Mahmut döneminde de vesile kılarak verirlermiş. Mesela bir kilo baklava götürür verirlermiş ama baklavanın her diliminin içine de altın koyarlarmış. Biz infak ettiğimizde saklayarak, diğer insanların haberi olmadan ve kendimiz dahi neredeyse bilmeden infak etmeliyiz.