Sibel Eraslan'la İslam Anneleri

Eyüpsultan Belediyesi, Ebu Eyyub El Ensari’nin diyarı Eyüpsultan’da vatandaşlara Ramazan Ayı’nın coşkusunu yaşatmak ve bu mübarek ayın maneviyatına uygun olarak geçirebilmeleri için birbirinden özel etkinliklere imza atıyor.

Teravih namazı sonrası ise Zal Mahmut Paşa Külliyesi'nin avlusunda kültür, sanat, edebiyat ve müzik dünyasının önemli isimleri Ramazan Sohbetlerinde vatandaşlarla bir araya geliyor.

CENNET KADINLARININ SULTANLARI

Selahattin Kocaaslan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Ramazan Sohbetlerinin konuğu gazeteci, yazar Sibel Eraslan oldu. “Zamanı Kuran Kadınlar: İslam Anneleri” konulu söyleşide Sibel Eraslan, uzun yıllar İslam annelerini okuyup araştırdığını, edebiyat tarzında kaleme alarak kitaplaştırdığını belirterek şunları söyledi:

“Birgün peygamber efendimiz elinde hurma dalıyla yere dört tane uzun çizgi çizdi ve sordu arkadaşlarına bu nedir dedi. Arkadaşları bilemediler. Efendimiz dedi ki bunlar cennet kadınlarının sultanlarıdır. Birisi Müzahim kızı Asiye’dir, birisi İmran kızı Meryem’dir birisi Huveylid kızı Hatice’dir birisi de Muhammet kızı Fatıma’dır. Bu dört uzun çizgi aslında insanlığın alın yazısı. Bu dört kadın dört büyük peygambere refakat etmiş kadınlardır. Dört büyük peygamberi kuşatmış, ona destek olmuş kadınlardır. Hz. İsa'ya Hz. Meryem destek olmuştur, Hz. Musa'ya Hz. Asiye destek olmuştur, Hz. Peygamber efendimizin Mekke dönemi Hz. Hatice’yle ilgili bir manzaradır. Hz. Peygamber efendimizin Medine kısmındaki hayatının en güzel fotoğrafını bize verecek olan Hz. Fatıma’nın ve Hz. Ayşe’nin anlatılarıdır. Hz. Ayşe’nin 2 binin üzerinde rivayet ettiği hadis var.”

“ŞEHİRLERİN ANNESİ MEKKE’NİN MİMARI DA BİR ANNEDİR”

Kendisini en çok etkileyen İslam annelerinden birisinin de Hz. Hacer olduğunu ifade eden Eraslan sözlerine şöyle devam etti:

“Onu da yazmak istedim çünkü Resulullah efendimizin büyükannesidir. Hacca, Umre’ye gidenler bilirler ki Hac, Sa’ydır derler böyle bir hadis var. Sa’y ibadeti de Safa’yla Merve tepesi arasında yedi kere koşar gelir Hacılar. Onu yapmazsanız hacı olamazsınız. Dört kilometreye yakın bir yürüyüş ve o büyükannemizin koştuğu yerde koşuyoruz, yavaşladığı yerde yavaşlıyoruz. Bu binlerce yıldır böyle, peygamberimiz bile onu taklit etti, böyle bir büyükanneyi taklit ediyor bütün insanlar. O büyük bir çöl prensinin kızıydı ama o dönemin firavunu bütün sülalesini öldürmüştü, esir almıştı. Daha sonra Hz. İbrahim’in eşi oldu. Hz. İbrahim’e Allah tarafından bir emir geliyor iki ay boyunca çölün üzerinden gidiyorlar. Hz. Hacer’i bir kayalığın yanında bırakıyor. Neresi olduğunu kimse bilmiyor. O dönemde Kabe daha inşa edilmemiş, terk edilmiş metruk bir yer, bir ağaç bile yok ve yanlarında kuru bir dilim ekmek, su yok, çocuğu da ölmek üzere. Ne olur bizi burada bırakma evladımla diye iki kere bacağına sarılıyor Hz. İbrahim'in. Üçüncüsünde yoksa Allah’ın emri mi kuş uçmaz kervan geçmez yerde bırakıyorsun diye sorduğunda sadece evet diyor Hz. İbrahim ve hızla uzaklaşıyor. Ama Yüce Allah burada Hz. Hacer’e zemzemi bulduruyor. Bu eşi tarafından tek başına bırakılmış, çocuğu ölmek üzere olan bir kadına verilmiş dünyanın en büyük armağanıdır. Öyle bitimsiz bir denizdir ki zemzem, çölün altında binlerce yıldır bitmiyor. Hz. Hatice zemzemi buluyor, hemen etrafını çeviriyor. Kervanlar sudan içmek için geliyorlar hemen o suyun etrafında bir mahalle kuruluyor. İşte Mekke’nin ilk kuruluşu. Mekke’ye Kuran-ı Kerim şehirlerin annesi diyor. Şehirlerin annesinin mimarı da bir anne. O yüzden dul kadınlara çok acıyarak, onları çok küçülterek bakmayın o dul kadınlarda Hz. Hacer’in gücü gizli.”