Hüseyin Hüsnü Paşa’nın oğlu Abdullah Bey’in mahdumu olup 1186’da (1772/73) doğdu. Mektubîi defterîden yetişti, fakat serhalife olamadığından kızarak kayın pederi, Abdülkerim damadı Mehmed Efendi ile Bursa’ya gitti. Orada sürgün bulunan Abdullah Birrî Efendi ile ünsiyet ve yakınlık tesis etti. Sonra on sene kadar irad kesedarı olup hacelik rütbesiyle Tepedelenli Ali ve İşkodralı İbrahim Paşaların aralarını bulmak için Arnavutluk’a gidip 1222’de (1807/08) orduda defterdar mektupçusu oldu.

1229 Muharreminde (Aralık 1813/Ocak 1814) başmuhasebeci oldu. 1230’da (1814/15) cephane nazırı olup Kâtipoğlu’nun mallarını getirmeye İzmir’e gönderildi. O esnada görevine İstanbul cizyedarlığı eklendi. Az zaman sonra azl ile 1231 Şevvalinde (Eylül 1816) yine başmuhasebeci olup, 1234 Şevvalinde (Ağustos 1819) ruznamei evvel ve Zilkadenin onunda (31 Ağustos) Çavuşbaşı oldu. 1236 Cemaziyelevvelinin dördünde (7 Şubat 1821) tevkiî, o sene Şevvalinde (Temmuz) büyük ruznameci, 1237’de (1821/22) defter emini ve hemen sonra darbhane nazırı, 1239 Zilkadesinde (Temmuz 1824) Tersane emini, 1240 Cemaziyelevvelinde (Ocak 1825) Mora ordusu defterdarı, 1241 Rebiyülevvelinde (Ekim 1825) çavuşbaşı, 1243 Recebinde (Ocak 1828) mukataat nazırı oldu.

Oğlu amedî hulefasından Emin Bey’in vefafı hasebiyle üzüntüsünden 24 Cemaziyelevvel 1244’de (2 Aralık 1828) vefat etti.

Eyüp’te türbe civarında medfundur. Yaşı altmışa yakın idi. Hüseyin Hüsnü Bey dirayet ve fetanet sahibi olup kimseye kötülük etmeyi sevmezdi. Padişahın teveccühüne mazhar olmuştu.