Esas ismi Fatma Makbule olup şiirdeki mahlasını Leman olarak seçmiştir. Makbule Leman Hanım Sultan Beşinci Murad’ın kahvecibaşı Hacı İbrahim Efendi’nin kızıdır. Rebiyülevvel 1282’de (Temmuz 1865) Beşiktaş’ta doğdu. Ağabeyi Darülmuallimîn müdürü iken vefat eden Osman Hilmi Efendi’dir. Osman Hilmi Efendi büyük kardeşlerini evde okuttuğundan, o sırada 56 yaşında bulunan Makbule Hanım da okumak ister. Fakat göz ağrısı çektiğinden doktorlar, gözlerinin yorulmaması için okumayı yasaklarlar. Fakat buna rağmen hoca ile yalnız kaldıkları zamanlarda gizli gizli ders almaya devam eder. Genç yaşında, Sadaret mektubî kalemi hulefasından Beşiktaşlı Berberbaşızade M. Fuad Bey ile evlendi. Bir müddet sonra evlerinin selâmlık tarafı kız mektebi yapıldı. Makbule Hanım ücret almadan Kavaidi Osmaniye dersini üzerine aldı ve zevcesi dersleri müzakere ettiğinden hem öğrendi, hem öğretti.

16 Cemaziyelahir 1316’da (1 Kasım 1898) Salı günü Göztepe’deki köşkünde vefat etti. Vasiyeti gereğince Kalamış İskelesi’ne indirilen naaşı Eyüpsultan’da Siyavuş Paşa Türbesi’nin arkasına defnedildi. Vefatında 33 yaşında idi. Eyüp Sultan’a gömülmek istemesi, onun dine bağlılığını gösterir. Eğer bu arzusu gerçekleşirse, orada peygamberimize cariye, Fatma anamıza “vâyedar” olacağına

inanmakta idi. Lahdinin baş şahidesinde şu kitabe vardır:

Sadaret mektubî kalemi Müdür Muavini /Muhammed Fuad Bey’in zevcesi ve merhum/ Hacı İbrahim Efendi’nin kerimesi / Edîbei şehîre Makbule Lem’an Hanım’ın /ruhu içün rızaenlillahü te’alâ /el Fatiha. Ketebehu Hulusi

Bunun üzerinde de:

Razıyım ben zâtı Peygamber dahi hoşnud ola
Sayemendi rahmet olsun makberi Makbule’nin
Cevheri eşkimle yazdım zevcimin târihini
Baği firdevsi berîn olsun yeri Makbule’nin
16 C. 1316

Ayak taşında ise şu dörtlük bulunmaktadır:

Tahatturla beni bir zaman iden tedhiş
Kemali matem ile gördüğüm şu halindir
Te’essürüm ebedidir vasiyyetin câri
Gönül vefata kadar ma’kesi hayâlindir
(Mehmed Fuad)

Lahdin yan kapakları kabartmalarla bezelidir.

Çok nazik ve zayıf bir bünyeye sahib olan Leman Hanım hayatının
14 senesini hastalıkla geçirdi. Eşinin bir mersiyesinde yer alan

Üç beş söze yoktu iktidarın
Dört kere yarıldı cismi zarın

beytinden de anlaşılacağı üzere son derece muzdarip olduğu ve dört ameliyat geçirdiği anlaşılmaktadır. Uzun ve ağır hastalıklar Leman Hanım’ın vücudunu tahrip etmiş, fakat güzelliği bozulmamıştır. Yazar Emine Semiye Hanım’a göre bu çehrede nurı melâhat lemeân eder

Hastalığın sararttığı ve çocuk kadar küçülttüğü yüzünde “ruhu besleyen samimi ve şefkatli bir tebessüm” vardı. Onun en dikkat çeken tarafı gözleri idi. Büyük, siyah gözleri hazin, manalı,

gönlü okşayan nazarlarla bakardı. Bir başka özelliği de çok güzel konuşmasıdır. Sözü eserleri gibi zevkle dinlenirdi. Fatma Aliye ve Emine Semiye kardeşler onun bütün okuma ve yazmalarını yatağının içinde yaptığını söylerler.

Kocası M. Fuad Bey, 1272 (1855/56)’de Alanya’da doğdu ve 1935’te İstanbul’da vefat etti. Zevcesi gibi şairdi. Eşinin vefatına yazdığı terkibi bend şiirlerinin en güzelidir.

Makbule Leman’ın 1309 (1893) tarihinden itibaren Hazinei Fü nun dergisinde şiirleri yayınlanır. O sırada dergide Mehmed Celâl, Andelip, M. Tevfik, Cenap Şehabettin, Mehmet Rauf gibi değerli yazarlar yazı yazıyorlardı.

Makbule Leman asıl edebiyat çalışmalarını Hanımlara Mahsus Gazete’de sürdürdü ve hanım okuyucular üzerindeki tesiri büyük oldu. Bu gazetenin 8 Ekim 1896 tarihli ve 81 no’lu nüshasından öğrendiğimize göre, Makbule Leman Hanım, Abdülhamid tarafından üçüncü rütbeden bir kıta şefkat nişanı ile taltif edilmiştir.

Makbule Leman Hanım’ın deneme, şiir, hikâye, tenkit türünden yazılmış eserleri vardır. Şiirleri dinî ve din dışı diye ikiye ayrılabilir.

Dinî şiirleri, Allah ve Hz. Muhammed için yazılmış münacat ve na’t türünden eserlerdir.

Münacatında samimi bir tarzda Allah’a yalvarır:

Ey lutfı azimi Zü’lcelâlim
Malûm sana şu gamlı hâlim
Mihnetle ne rütbe bîmecâlim
Tahririne yoktur ihtimalim
Malûm sana bu gamlı hâlim